DİN EĞİTİMİNDE MOTİVASYON VE REHBERLİK

Bilal Ünsal

 

MOTİVASYON NEDİR?

Motivasyon, kelime olarak güdüleme, yönlendirme manalarına gelmektedir. Eğitim ve din eğitiminde ise öğretmenin/eğitimcinin, öğrenciyi, daha verimli bir eğitim yapabilmek için; dikkat, merak ve ilgi gibi dürtüleri kullanarak derse bağlaması ve onu derste kalıcı kılmasıdır. Zira dersi/konuyu ve öğretmeni/eğiticiyi sevmeyen, dersle/konuyla yeterince ilgilenmeyen kişinin bilgi alması ve öğrenmesi mümkün değildir[1].

Öğrencinin öğrenebilmesi için, ilmi istemesi, ilmî konuları merak etmesi, ilim uğrunda zorluklara katlanması gerekir. Bunu sağlamak için ise önceden rûhî bir hazırlığa ihtiyaç vardır. İşte buna “motivasyon” veya “hazır olma” denilmektedir. Bunu sağlama adına gerektiğinde öğretmen, öğrencinin öğrenmesinde en büyük etkenlerden birisi olan ilgiyi temin için ve dikkatleri toplamak için çeşitli motiflerden faydalanabilir. Öğretmen derste bütün öğrencilerin dikkatini çekecek bir olay, bir söz, bir fikir, bir örnek veya bir soru ile bunu sağlayabilir. Bu sayede dağılan dikkat yeniden toplanır. Öğrenme merakı ve aşkı tazelenir.

Öyleyse öğretmene düşen görev, her şeyden önce öğrenciye dersi sevdirmek, onda derse karşı ilgi, istek, dikkat ve merak uyandırmaktır. Zira ilgisizlik ve dikkatsizlik öğrenme ve anlamaya mani olan kalbe çekilmiş bir perdedir. Bunu Kur’an-ı Kerim’de Allah şöyle anlatır:

"Sen Kur’an’ı okuduğun zaman seninle Ahirete inanmayanlar arasına bir perde çekeriz. Evet onların kalpleri üzerine Kur’an’ı iyice anlamalarına engel olan perdeler çeker de kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen Kur’an’da Rabbini bir tek olarak andığın vakit onlar, ürkek ürkek sırtlarını çevirirler. "( İsra: 17/45-46)

Bu ayeti Bayraktar şöyle yorumlamaktadır:

"Bu ayetlerden herhangi bir insanın, hatta bir peygamberin bile Kur’an’ı okumasının başkalarına -onlarda inanma kabiliyeti ve ilgi olmadıkça- tesir etmeyeceğini, aradaki perdenin buna engel olduğunu anlıyoruz. (Bayraktar, 1997, 207)

Bu yorumdan da anlayacağımız gibi ilgisizlik ve dikkatsizlik motivasyonu ortadan kaldıran sebeplerdir. Bunlardan başka sevmemek ve zorlanmakta ilgiyi yok eden önemli unsurlardandır. Herkes bilir ki sevilmeyen ve zor gelen konular ve dersler öğrenciler tarafından ilgi görmez, dikkat dağılır. Öğrencileri bu duruma düşürmemek gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu bizlere şöyle izah etmiştir:

"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz." (Buharî: ilim, 11)

Netice olarak diyebiliriz ki, motivasyon eğitimin ve din eğitiminin olmazsa olmazlarındandır. Hele din eğitimi açısından çok daha önemlidir. Kişinin alacağı din eğitimi ile, hem bu dünyada sosyal ve ahlakî hayatını bu bilgilerle düzenleyeceği ve hem de Ahirette mükafatı kazanabilmek için, bu eğitimle öğrendikleri ile iyi bir kul olması gerektiği düşünülürse, din eğitiminde motivasyonun önemi ortaya çıkar.

Eğitim metodları açısından meseleye baktığımızda, bu işin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için, Rehberlik ve Psikolojik desteğin iyi bilinmesi ve doğru uygulanması gerekmektedir. Bunun için şimdi din eğitimi açısından bu konuyu ele alacağız.

DİN EĞİTİMİNDE REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DESTEK

Bu konuya önce rehberliğin ve psikolojik danışmanlığın tanımlarını yaparak başlamak gerekir. Zira bu tanım yapılmadan neyin en olduğunu anlamakta zorluk çekeriz.

Rehberlik Nedir?

Rehberlik Türkçe’de “yol göstermek, kılavuzluk yapmak” anlamında kullanılan bir kelimedir. Kavram olarak ise değişik tanımlar yapılmıştır. Bunlardan birkaç tanesi şunlardır:

“Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesi ve tatminkar uyumlar sağlamada gerekli yorumları, planları yapmasına ve kararları vermesine yarayacak bilgi ve becerileri kazanması, ulaştığı seçme kararları uygulayabilmesi için kişiye yapılan sistemli ve profesyonel yardıma denir.” (Bulut, 2002,33)

“Kendini, çevresindeki olanakları tanıması, gizilgüçlerini geliştirmesi, sorunlarını çözebilmesi ve kendini gerçekleştirebilmesi için kişiye, bu işi kendine meslek edinmiş uzmanlarca yapılan düzenli bir yardım sürecidir.” (Bakırcıoğlu, 2000, 7)

Öcal ise, sözlükte kılavuzluk yapmak diye tarif edilmesine rağmen rehberliği kılavuzluktan ayrı tutarak şöyle tarif eder:

“Rehberlik ise, bir bilimsel terim olarak eğitim ve psikolojide, birey veya bireyler için, belirli bir işi, belirli bir beceri ile yapmak anlamından çok, bireyi tanımak ve genel olarak onun büyümesine, gelişmesine sistematik olarak yardım etmek anlamını içermektedir.” (Öcal, 2004, 31)

Yine Öcal, rehberliği kısaca şöyle tanımlamaktadır: “Rehberlik, sorunlarını çözmesi ve yaşadığı toplumun özgür ve sorumlu üyesi olabilmesi için bireye yardımcı olacak deneyimler kazandırma programıdır.” (Öcal, 2004, 33)

Bütün bu tanımlardan da anlayacağımız gibi rehberlik, kişinin kendini tanıması ve gerçekleştirmesi hususunda ona yapılan desteklerdir. Hele konu din eğitimi olunca rehberliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Zira özellikle ülkemizde, kişilerin din eğitiminde rehberliğe daha çok ihtiyacı vardır. Şöyle ki, insanların öğrenecekleri ve uygulayacakları Dînin kaynakları kendi dillerinde yazılmamıştır. İnsanımızın bu konuyu diğer konulardan daha çok anlama zorluğu çekmeleri muhtemeldir. Ayrıca din gibi pek çok detay ve Nasslarla dolu bir konuda herkesin kendi kendine bu işi kavrayabilmesi ve problemlerin üstesinden gelebilmesi çok zordur. Buna birde insanların yanlış yapıldığında ciddi zarar çekme korkusu ve Cehennem endişesi eklenince, bu konuda belki diğer konulardan daha çok rehbere ve rehberliğe ihtiyaç vardır.

Özellikle okullarda verilecek rehberlik ve psikolojik destek hizmetlerinde gençlerin ruhsal ve manevî ihtiyaçlarına cevap verilmelidir. Çünkü bu çağlar, onların bu konuları hem öğrenme içerisinde oldukları, hem de en çok problem yaşadıkları çağlardır. Bu sebeple din açısından oluşan manevî problemlerin çözümünde rehber uzmanların başarılı olabilmeleri için dînî kaynaklara müracaat etmeleri ve bu ilimleri öğrenmeleri önem arz etmektedir.

Bir diğer önemli konu ise din eğitimi verilen yerlerde duyulan rehberlik ve psikolojik destek ihtiyacıdır. Zira yapılan bir araştırmada din eğitimi yapan merkezlerden psikiyatri kliniğine son zamanlarda gelen hasta sayısında artış olduğu yönünde bilgiler mevcuttur.[2] Gerçi İslâm’ın ilk yıllarından beri bu türlü problemler hep yaşana gelmiştir. Bunların bazıları dinin kendi özelliğinin getirdiği problemler olmakla birlikte bir kısmı ise eksik ve yanlış uygulanan eğitim metodlarından kaynaklanmaktadır. Bunları aşmanın yolu ise doğru ve sistemli bir rehberlik ve psikolojik destekle mümkündür.

Fakat ülkemizde din eğitiminde rehberlik ve psikolojik destek sahasında çokfazla çalışma yapılmamıştır. Bu konuda din eğitimcilerine çok ciddi görevler düşmektedir. Her ne kadar din eğitimi çalışmalarının da ülkemizde çok yeni olduğu düşünülürse de bu konudaki eksikliğin giderilmesi gerekmektedir.

TARİHÎ SÜRECİ

Aslında rehberliğin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Özellikle din eğitiminde rehberlik ilk insan Hz. Adem ile başlamıştır diyebiliriz. Çünkü Allah (cc) Peygamberleri ve Kutsal kitapları, insanlık için bir rehber olarak göndermiştir (Tevbe: 9/128). Meselâ bizim peygamberimize hitaben Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

“Rasûlüm, biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik, sizin doğru yolu tutmanızdan başka bir karşılık istemiyorum.” (Furkan: 25/56-57)

Bundan başka İslâm’ın yayılmasında ve anlaşılmasında çok ciddi görevler yapmış olan tasavvuf ehli insanlar bir nevi gittikleri yerlerde rehberlik yapmışlardır. Günümüzde başta Amerika olmak üzere Avrupa ve diğer batı toplumlarında yeniden ele alınıp geliştirilen rehberlik ve psikolojik destek bizim için yeni değildir. Belki ihmal edilmiş ve unutulmuş bir değerimizdir. Zira yukarda da belirttiğimiz gibi hem peygamberimiz, hem ilim adamlarımız, hem de gönül adamlarımız toplumun rehberleri olarak problemlerin çözülmesinde hep görev almışlardır.

Belki bu gün yapılması gereken şey, gelişen eğitim metodlarına bizim din eğitimi ve rehberlik destek uygulamalarımızı uyarlamak ve adapte etmektir. Eminim bunu yapabildiğimizde görülecektir ki bu gün bu konuda da insanların bizden alacağı pek çok şey olacaktır.

Fakat günümüzdeki manada rehberlik ve psikolojik destek hizmetlerinin tarihi o kadar eskilere gitmemektedir. İlk olarak Amerika’da ortaya çıktığı ve oradan dünyaya yayıldığı kabul edilir. İlk kez 1890 yılında California eyaleti okullarında rehberlik uygulamalarıyla karşılaşıyoruz. Bu uygulamalar; öğrencilerin bireysel farklılıklarının incelenmesi, öğrencilerin danışma yapmalarını sağlayan sistem, ilgi ve kabiliyete göre işe yerleştirme, okulu bitirenleri izleme vb. idi.

Bundan sonra da 1895 yılında George Merrill’in önderliğinde San Fransisko’da Mekanik Sanatlar Enstitüsü’nde başlatılmıştır. Merrill’in yaptığı ise, öğrencilere iş dünyasını tanıtmak, onların iş bulmalarına ve işe yerleşmelerine yardımcı olmaktı. Bu çalışmalar yaygınlaşmaya başlayınca 1913 yılında eğitim sistemine alınarak sistemli bir şekilde gelişmeye başlamıştır.

Amerika’dan sonra Avrupa’da da rehberlik ve psikolojik destek faaliyetleri bu yüzyılın başlarında görülmeye başlamıştır. Burada 1918 yılında ilk defa İspanya’da sanat okullarında uygulanmaya başlamıştır. Diğer Avrupa ülkelerinde ise daha sonra ortaya çıkmıştır. Meselâ İtalya’da 1963 yılından itibaren ilgi, istek ve kabiliyet doğrultusunda bir okula ve mesleğe yönlendirme şeklinde başlamıştır.

Ülkemizde ise Amerika’daki şekliyle 1950 li yıllarda başlamıştır. 1951-1956 yıllarında eğitimde yaşanan önemli hareketlerle birlikte bu sahada uzmanlık eğitimi almak için Amerika’ya öğrenci gönderilmiş ve oradan uzmanlar getirilmiştir. Daha sonraki yıllarda Gazi eğitim enstitüsünün pedagoji ve özel eğitim bölümlerinde okutulmaya başlaması ile eğitimin içine girmiştir.

DİN EĞİTİMİNDE REHBERLİK HİZMETLERİNİN ÇEŞİTLERİ

Din eğitiminin faaliyet alanlarını düşündüğümüzde rehberliğin de hangi sahada faaliyet göstereceği ortaya çıkar. Bu sahalara bakarak çeşitlerini de söyleyebiliriz. Buna göre din eğitiminde rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerini üç çeşit olarak sayabiliriz. Bunlar:

1.  Genel din eğitimindeki rehberlik ve psikolojik danışmanlık; Okul çağındaki çocukların Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinde karşılaştıkları dînî sorunlar ve problemlerle birlikte hayata dair problemlere verilen rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetidir.

2.  Meslekî din eğitiminde rehberlik ve psikolojik danışmanlık; İmam-Hatip Liselerinde, İlahiyat fakültesi ve İ.M.Y. Okullarında karşılaşılan dînî ve meslekî problemlere ve eğitsel ve kişisel sorunlara karşılık verilen rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleridir.

3.  Yaygın din eğitiminde rehberlik ve psikolojik danışmanlık; Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı cami içi ve genel irşad faaliyetlerinde verilen rehberlik hizmetleridir.

DİN EĞİTİMİNDE REHBERLİĞİN AMACI

Aytekin Bulut “Din Eğitiminde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” isimli eserinde uzun uzun bu konuyu anlattıktan sonra amaçları maddeler halinde şöyle sıralanmaktadır:

1.  Dinde ifrat ve tefrite düşmeyi engellemek, normal olmayı sağlamak,

2.  Dünya ve Ahiret mutluluğunu temin etmek,

3.  Yeni gelişmeler ve değişmelere din eğitimi ve öğretimi gören öğrencilerin uyumunu sağlamak,

4.  İnsanları iyi olana ve hayra ulaştırmak, din eğitiminde eğitsel, kişisel ve meslekî rehberlik yaparak ferdin maddî ve manevî yönden kendini gerçekleştirmesini sağlamak,

5.  Dinen sorumlu olmanın şartı olan akıl ve ruh sağlığını korumak,

6.  Sıhhatli olmayan ve modern eğitime uymayan durumları ortadan kaldırmak.

İLKELERİ NELERDİR?

Her konuda olduğu gibi bu konunun da kendine has ilkeleri vardır. Bu ilkeleri işin durumuna binaen rehber açısından ele alacağız. Buna göre rehberlik yaparken şu ilkelere riayet etmek gerekir:

1.  Bilgili ve güzel ahlak sahibi olmalı, din ve dînî kaynaklar hakkında yeterli bilgiye sahip olmalı, iyi ve kötüyü ayırt edecek kabiliyete sahip olmalı,

2.  Kur’an’da emredildiği gibi yumuşak davranmalı,

3.  Zan ve tahminle hüküm vermemeli, kesin kanaate sahip olunmalı,

4.  Ayıpları ve gizli halleri araştırmadan açıkta olan kötülükle mücadele edilmeli,

5.  Sabırlı olunmalı, tahammül gösterilmeli,

6.  Bu konuda rehberlik yaparken işin uzmanlarından yani psikolog ve psikiyatrlardan yardım almaktan çekinmemeli ve yeni gelişmeler takip edilmeli,

7.  Rehberlik yaparken karşılaşılan kötülük ve problemlerle sakin ve vakarlı bir şekilde davranılmalı,

8.  Rehberlik ettiğimiz konu yani din, hem dünya hem de Ahireti düzenlediği için hem dünya hem de Ahiret hayatı için rehberlik edilmeli,

9.  Rehberlik konusunu sadece problemli insanlar için düşünmemeli herkesin rehberlik ve psikolojik danışmanlığa ihtiyacı olduğu düşünülmelidir.

 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR

BAKIRCIOGLU, Rasim: Rehberlik ve Psikolojik Danışma. Anı Yayıncılık, Ankara 2000

BAYRAKLI Bayraktar: İslâm’da Eğitim. İfav Yayınları. İstanbul 1997

BAYRAKTAR M. Faruk: İslâm Eğitiminde Öğretmen-Öğrenci Münasebetleri, İfav Yayınları. İstanbul 1997

BULUT, Aytekin: Din Eğitiminde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2002

CEBECİ, Suat: Din Eğitiminde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık. Avrupa Birliğine Giriş Sürecinde Türkiye’de Din Eğitimi ve Sorunları Sempozyumu, Adapazarı 2001

DODURGALI Abdurrahman: Ailede Çocuğun Din Eğitimi. İfav Yayınları. İstanbul 1998

ORDULU, M. Akif: Türkçe Sözlük. Feza Yayınları. İstanbul 2001

ÖCAL, Mustafa. Eğitimde Rehberlik. Düşünce Kitapevi. İstanbul 2004

ÖZTÜRK, Mualla: Din Eğitimi ve Çocuk Ruh Sağlığı. I. Din Eğitimi Semineri. Ankara 1981



[1] Burada kastedilen eğitim faaliyeti ve öğretmenler; örgün eğitimin içindeki faaliyet ve öğretmenler olabileceği gibi, yaygın eğitim faaliyeti yapılan camiler ve Kur’an Kursları içindeki eğitim faaliyetleri ve buralardaki eğitimciler de kastedilmektedir. Bu sebeple eğitim faaliyeti olarak vaazları, hutbeleri, yaz kurslarını ve cami derslerini de içine alan geniş bir mana kastedilmektedir. Yine öğretmen denilince vaiz, imam-hatip, kur’an kursu öğreticisi vs. ve öğrenci olarak da bu eğitime muhatap herkes kastedilmektedir.

[2] Mualla Öztürk: Din Eğitimi ve Çocuk Ruh Sağlığı. I. Din Eğitimi Semineri. s: 206

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !